Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivasspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2013 Pazartesi

Elde Var Hüzün

Hakan Kulaçoğlu üstad dünkü maçı "Elazığ maçının bir benzeri" olarak nitelemiş. Sivas mağlubiyeti ve mağlubiyetin şekli beni ise çok daha eskilere götürdü; 2010-2011 sezonunun 2. yarısında Kadıköy'de Fenerbahçe'ye 2-0 kaybettiğimiz maça. Maç skorundan da öte o maçla bu maç arasındaki en önemli benzerlik ve mağlubiyetlerdeki ana faktör rakiplerin yaptığı sistematik sertlikti. Ve buna müsamaha gösteren hakemler; o gün Bünyamin Gezer, dün Süleyman Abay. Sivas'ın taktiği belliydi; çalım yersen tekme at. Hakem de buna çanak tutunca Tolunay Hoca'nın da söylediği gibi futbol izleyemedik.

Sertliğe müsamaha göstererek maçın gidişatına önemli etkisi olsa da "tüm suçlu hakemdir" dersek bazı oyuncularımızın üstün(!) performanslarına haksızlık etmiş oluruz. Tolunay Hoca'nın maçtan sonra söylediği gibi Sivas'ta kavga etmeden maç kazanmak zor. Mahallede kavgaya gitsem dünkü kadrodan çağıracağım isimler Zokora,Serkan,Giray,Colman olur. Sivas'ın dünkü sertliği karşısında onlar bile yumuşak kaldı. Özellikle Zokora boğuşmak & savaşmak yerine yaptıkları ve yapmadıklarıyla takıma ihanet etmeyi tercih edince dünkü gibi bir ilk 70 dakika yaşadık. Zokora öyle bir performans gösterdi ki kırmızı karttan sonra eksikliğini hissetmedik bile. Meslektaşına attığı tekme ise ayrı bir terbiyesizlik, Erman kendisine "nigger" falan demediyse tabi.

Tolunay Hoca'nın "Savaşmadan,kavga etmeden burada kazanmazdık" söylemine ne kadar katılıyorsam "2-2'ye getirecek, hatta kazanacak pozisyonlara girdik" söylemine ise bir o kadar katılmıyorum. Pozisyonlara girdiğimiz doğru, özellikle seri paslarla Halil'in kaleyi bulamadığı pozisyon güzel bir pozisyondu ancak bizim üstün oyunumuzdan ziyade Sivas'ın 2-0'dan sonra gevşemesiyle oluştu bu pozisyonlar, kanaatim bu.

Maçın kırılma anı, Halil'in 2. yarının hemen başında kaçırdığı pozisyon oldu. Skoru dengeye getirsek belki maçın senaryosu değişebilirdi.

Bireysel performanslara baktığımızda olumlu manada göze batan tek bir isim bile olmaması üzüntü verici. Mücadelesinden ötürü biraz Colman, kısa süre oynasa da biraz da Soner diyebiliriz belki biraz zorlasak.Onur bile gününde değildi (ilk golde çıkıp alabilirdi bence), o kadar kabus bir gündü yani. Hata demişken; Giray'ın 2. gol öncesi sırtı dönük ve rakiplerce kuşatılmış Adrian'a attığı pas, kaptırılan gol ve golden sonra Giray'ın dönüp Adrian'a kızması da ibretlikti...

Bir takımı oynatan forvettir, bizim forvetimizin ise ayakta durmaya mecali kalmamış. Topa vurmadan önce kendi kendine düşüyor. Fiziksel olarak bitik olmasından ziyade asıl vahim olan olay psikolojik olarak bitmiş olması. Kendine güveni kalmamış futbolcudan ne kendisine ne de takımına hayır gelir. Dolayısıyla Tolunay Hoca, Halil'i hem fiziksel hem de zihinsel olarak kendine getirmek gibi bir mucizeyi başaramayacaksa- ki bence zorlamamak lazım artık-, bir an önce Janko'lu bir takım oluşturmalı. 2 haftadır yabancı kısıtından dolayı forvette Halil'i tercih ettiğini düşünüyorum ama artık diğer mevkideki yabancıların birinden vazgeçip forvet tercihini değiştirmek zorunda. Aksi halde kredisini erken tüketebilir.

Borjan'a ayrı bir paragraf açmamak olmaz; yaptığı resmen terbiyesizlik, profesyonellikle falan alakası yok. Sivas teknik ekibinden birisinin ya da Sivasspor oyunculaırnın kendisini -en azından son 5 dakikada- ikaz etmemesi ise anlaşılır gibi değil. Zaten Sivas'ta yıllardır bu sorun var; Sivasspor galipken top toplayıcılar bile topu abartılı geç verme konusunda profesyonelleşmişler.

Yeri gelmişken şunu da söyleyelim; bu tarz -tamamen işin çakallığında- (sistematik sertlik + zaman geçirme) bu kadar takımı olan ve buna çanak tutan onlarca hakemi olan bir ligde kaliteden bahsetmek mümkün değil.

Biraz da saha dışından bahsedersek; 3 Temmuz'dan bu yana tek beklentisi "dik duruş" olan ve şike sürecinin hatrına yönetimin birçok yanlışını tolere eden Trabzonspor taraftarı dün mağlubiyetten daha çok aşağıdaki fotoğraftan ötürü yıkıldı. Hadi çok iyi niyetli davranıp "Şeref Tribününde mecburen yanyana oturdular" desek, otelde -muhtemelen maçtan önceki akşam- çekilmiş olan aşağıdaki fotoğrafı nasıl açıklayacaksın Başkan?




13 Şubat 2011 Pazar

Sivasspor:2 Trabzonspor:3 | "Burak"alum Bu İşleri

     Maça damgasını vuran olay hiç şüphesiz ilk yarının sonlarındaki Burak - Engin kavgasıydı. Orada Engin bana göre Jaja'yı tercih etmekle doğru bir iş yaptı. Zira  hem Jaja'nın açısı Burak'a göre daha iyidi, hem de Jaja'nın son vuruşlarda Burak'tan daha iyi olduğu tartışma götürmez bir gerçek. Bu pozisyodnan sonra Burak artık neler dediyse Engin çıldırdı, bir an Süper Lig'de oynadığını unutmuş olmalı ki oyundan çıkmak istedi,hatta ilk yarı bitince formasını çıkardı "ben oynamıyorum" der gibilerinden.



     Dün ilk yarının sonlarındaki o olaya şahit olan çoğu hoca bana göre hem Burak'ı hem de Engin'i oyundan çıkartırdı, bana göre de olması gereken buydu. Ancak Şenol Güneş hem medyanın eline koz vermemek hem de oyuncularını kaybetmemek uğruna ikisini de oyunda tuttu. Bunun karşılığında da Burak bize 3 puanı getirdi. 3 puan geldi gelmesine ama bu olay bizden neler götürecek onu da zaman içinde hep beraber göreceğiz.

     Sene başından beri sayısız kriz atlattı bu camia; Umut Bulut krizi, Hayrettin Hacısalihoğlu krizi, Teofilo Krizi, Engin Baytar- Şenol Güneş Krizi, Jaja Krizi, Colman Krizi, Alanzinho Krizi ve nihayetinde Engin- Burak Krizi. Tüm bunlara rağmen bu takım hala lider! Gerçekten büyük başarı ancak camianın da Şenol Güneş'in de herkesin bir dayanma limiti var. Böyle saçma sapan krizler yaratarak kimsenin şampiyonluğa bu kadar yaklaşmış bir camianın enerjisini tüketmeye,takımın ahengini bozmaya hakkı yok. Şunun şurasında 27 yıldır beklenen şampiyonluğa  13 hafta kalmış. Herkesin aklını başına alması lazım,hem de acilen!

     Kısaca maçtan da bahsedecek olursak; maçın gidişatı bana 2 maçı hatırlattı. İlk golü erken bulup,Sivasspor'un 2. yarıda skoru 1-1'e getirmesinden kısa süre sonra tekrar 2-1 öne geçmemize kadarki kısım, geçen yılın ilk maçında deplasmanda 2-1 kazandığımız maçı anımsattı. Sonrasında maçın 2-2 olması, 1 dakika sonrasında tekrar 3-2 öne geçmemiz sebebiyle de 4-5 yıl önce Gaziantep'i Trabzon'da 3-2 yendiğimiz maçı hatırladım. O maçta da ilk dakikada Umut'un Ömer'e yaptığı pres sonucu golü atmıştık. Ve yine o maçta maçın bitimine 5 dakika kala rahmetli De Nigris'in kafa golüyle 2-2'ye gelen maçı, 1 dakika sonra  attığımız  golle tekrar lehimize çevirmiş ve 3-2 kazanmayı başarmıştık.

    Bu sezon Kasımpaşa ve Sivas maçı hariç, erken gol atarak başladığımız maçlarda genelde istediğimiz oyunu oynayamıyoruz. Bu maç ta benzer şekilde gelişti. Net pozisyonlarda farkı 2 yapamayınca Sivasspor'un oyunda kalmasına,direnç göstermesine sebep olduk. Neyse ki Sivasspor'un defansını bu halde yakaladık ve 3 haftadır yanımıza uğramayan futbol şansı son dakikalarda yanımızdaydı da hayata dönüş maçını 3 puanla atlattık. Maçtan sonra gerek Şenol Hoca, gerekse futbolcular 3 maç kazanamamanın verdiği baskıyı atlatmış olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler ancak haftaya Manisaspor maçı bunu test etmemiz açısından iyi bir fırsat olacak. Umarım daha da iyi bir futbol oynayarak 2 deplasmandan 6 puanla dönmüş oluruz.



     Maçın Trabzonspor adına en iyi isimleri; Onur, Mustafa Yumlu ve Burak Yılmaz'dı. Sivasspor'un agresif oyununun ve erken öne geçmemizin de etkisiyle beklerimiz pek hücuma çıkamadı ama Piotr'u da beğendiğimi söyleyebilirim. Geri 4'lü, ilk kez bir arada oynamasına rağmen oldukça uyumlu bir görüntü çizdi ancak Egemen bu takım için çok şey demek, en kısa sürede dönmesini bekliyoruz.  Sivasspor'da ise Grosicki ve Kadir mükemmel oynadılar.

     Maçın hakemi  2 taraf adına dengeli kararlar verdi ve genelde iyi maç yönettiğini söyleyebiliriz ancak ilk yarıda sarı kartı olan Uğur Kavuk'un topu elle kesmeye çalıştığı pozisyonda, her ne kadar pozisyonu avanataja bıraksa da pozisyonun bitiminde 2. sarı karttan kırmızı kartı çıkarması gerekiyordu. Ayrıca ilk golün hemen sonrasında 2 no'lu yardımcının Umut'un pozisyonuna kaldırdığı ofsayt bayrağı evlere şenlikti.